Kişisel Gelişim

Yoğun iş hayatında bireylerin sağlıklı yaşamalarına ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayan ipuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

İyi Düşün İyi Yaşa

Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu Mehmet Özel’in “İyi Düşün İyi Yaşa” başlıklı yazısı

İyi Düşün İyi Yaşa…

Mehmet Yıldırım Özel, Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu

Hayat bazen en olmaz değimiz, en tezat duyguları, hem de en beklemediğimiz anlarda, bize bir bir yaşatıyor. Düşünceler hayatımızın temelini oluştururken, yaşadığımız her bir gerçeklik, düşüncenin her şeyden önce bir “düş”le başladığını hayat birbirinden farklı deneyimlerle bizlere anlatıyor.


“Düşlemek” hayatımızın en zor, en karmaşık anlarında bile, kendimize verebileceğimiz en büyük hediyelerden bir tanesi. Düşlerken, en olumlu senaryo için, neleri yapabileceğimizi çokça hesaba katmak gerek.


18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York'ta, Lincoln Center'daki Avery Fisher Salonu'nda bir konser vermek üzere sahneye çıktı. Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için "sahneye çıkmak" hiç de küçümsenecek bir başarı değildir.


Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman'ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek suretiyle acı içinde ve yavaş yavaş yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür. Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir, sandalyesine erişinceye kadar.


Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar.


O günkü konserde Perlman daha ilk birkaç notayı çalmıştı ki, kemanının tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkansızdı, bunun akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da..


Konser salonunda bulunanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler: "Anlamıştık ki, yeniden ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne arkasına gitmesi, ya yeni bir keman bulması ya da kemanına yeni bir tel takması gerekecekti.."


Perlman öyle yapmadı, bunun yerine bir dakika kadar bekledi, gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi.
Orkestra başladıktan sonra, kaldığı yerden devam edip, daha önce hiç görülmemiş bir tutku ve heyecanla eseri çalar. Senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkansızdır. Bunu çok kişi böyle bilirken, Itzhak Perlman öyle bilmeyi reddetmiş yerine düşlemeyi hem de en olumlu şekilde düşünmeyi seçmişti.
Bitirdiğinde salonda bulunan tüm seyirciler ayağa kalkıp, büyük bir tezahüratabaşlar. Perlman ise yüzündeki terleri silip, şöyle der :

“Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak..”


Belki de bu çok güçlü bir yaşam aslında düşünce (düşleme) tarzıdır. En zor durumda bile, en iyiyi hayal etmekten hiç bir zaman vazgeçmemek bizim hayatın akışına katacağımız en güçlü anlamdır.


İnsanız biz, yaşamak hadisesine bakışımız da, düşüncelerimiz de değişir. Kimseye beğendirmek yahut tasdikletmek mecburiyetinde de değiliz. Yeter ki, fenalık olmasın içinde ve fikirlerimizin kölesi değil de, sahibi olduğumuzu unutmayalım yeter.
İyi yaşamak için iyi düşünmeye, iyi düşünmek içinse iyi düşlemeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Yüzyıllardır insan, anlayamıyor şu yaşamak hadisesini. Yaşamak da yaşar, bir türlü fark etmiyor, bilmiyor. Yaşamı kaçırmadan yaşamak adına “düşleyerek var olmaya” dair arayışlarımız hiç bitmiyor.


Yapamadığımız şeyleri hatırlayarak mutlu olamayız. Perlman gibi, iyi şeyler düşleyip, iyi şeyler için yola koyulursanız, en zor durumlarda bile, kendinizi iyi yaşamaya adarsınız.


İçeriklerimizi herkesten önce okumak için e-posta adresinizi bırakın!

İçeriklerimizi herkesten önce
okumak için e-posta adresinizi bırakın!