Kişisel Gelişim

Yoğun iş hayatında bireylerin sağlıklı yaşamalarına ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayan ipuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Stres Mi Sizi Yönetiyor, Siz Mi Stresi Yönetiyorsunuz?

Kolay kolay peşimizi bırakmayan ve acabalarla başlayan bir sürü konunun, bizlere getirdiği o heyecanları, sıkıntıları düşünün...

Stres Mi Sizi Yönetiyor, Siz Mi Stresi Yönetiyorsunuz?

Mehmet Yıldırım Özel, Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu
Kolay kolay peşimizi bırakmayan ve acabalarla başlayan bir sürü konunun, bizlere getirdiği o heyecanları, sıkıntıları düşünün:

  • Çoktandır beklediğim o zammı veya terfiyi alabilecek miyim?
  • Çocuğum o çok istediğimiz sınavı, okulu kazanabilecek mi?
  • Tatil için istediğim günlerde izin alabilecek miyim?
  • O çok istediğim evin benzerini bulabilecek miyim?


Stres, aslında yapıların dayanıklılığı ile ilgili bir kavram olup, kendi yaşam alanımızdaki beklenmedik değişimlere ya da dinamiklere karşı gösterdiğimiz tepkidir. Bu tip bir tepki, bizi hem fiziksel hem de duygusal olarak etkiler ve böylece bedenimizde, duygularımızda belli belirsiz, olumlu veya olumsuz değişikliklere neden olabilir.


Stres, aslında her zaman zararlı bir şey değildir. Tam tersine, yeterli miktarda ve gerekli stres, yaşama karşı olan tavrımızı güçlendirmekte ve bizi olumlu olarak harekete geçirmektedir. Yaşadığınız tüm sınavları şöyle bir aklınızdan geçirin. Stresin bazen, yaşadıklarımızdan zevk almamızı, daha güzel sonuçlara varmamızı sağladığını göreceksiniz.


Çok sevdiğimiz bir insanın başarısı, bir çocuk sahibi olmak, yeni bir iş veya ilişki, hayal ettiğimiz eve taşınacak olmak gibi konularda hissettiğimiz stres, yaşamımızı çok daha iyi hale getirmemiz, daha iyi bir şekilde yani “istediğimiz gibi” yaşamamız için son derece önemlidir. İşte bu nedenle asıl amaç stresi yaşamımızdan olduğu gibi çıkarmak değil, tam tersine onunla çok daha doğru bir şekilde başa çıkmayı, onu nasıl yönetebileceğimizi anlamayı öğrenebilmektir.


Ya şöyle olursa ya da olmazsa” tarzı düşünce biçimi ve benzeri yaklaşımlar, streste en sık karşılaşılan düşünce biçimidir. Böyle bir düşünce biçimi yerine, yapabileceklerimizi olaylar öncesinde iyice değerlendirip doğru zamanda harekete geçmemizi sağlayan bir yaklaşım geliştirmemiz son derece önemlidir.


Stresin tanımına baktığımızda: Stres = Baskı > Kaynak olarak görüyoruz. Yani, stresin; üzerimizdeki baskının, elimizdeki kaynaklardan (zaman, para, emek, vb.) büyük olduğunda meydana geldiğini görüyoruz.


1960’lı yıllarda, ülkemize gelen ilk Amerikalı basketbol koçu, görev yapacağı kolejin takımına yaptırdığı daha ilk antrenmanda “basketbol topu olmadan, aşırı baskılı son dakika / son birkaç saniye oyunları” oynatmıştır. Yani koç, oyuncularına ilk derslerde ‘baskı altında rahat olma ve oynamaya alışma’ kavramını benimsetmiştir.


Unutmayın; içinde bulunduğunuz herhangi bir olumsuz ya da beklenmedik durum sonsuza dek sürmez; tıpkı gece - gündüz, yaz - kış arasında olduğu gibi doğal bir ritmde devam eder hayatlarımız.


Günümüzdeki hastalıkların %80’inin çıkış noktası stres olarak görülüyor. Yalnızca İngiltere’de 2012 yılında, stresle ilgili hastalıklardan dolayı yaklaşık 42 milyon çalışma günü kaybedilmiş, bunun da İngiltere çalışma endüstrisine maliyeti bir yıl için tam 1,8 milyar pound olmuştur. Yapılan araştırmalara göre, stres ve gerilim genellikle vücutta ağrıya yol açmıyor ama vücudun ağrı eşiğini düşürerek kişiyi ağrıya duyarlı hale getiriyor. Dolayısıyla stres altında çalışan ya da yaşayan kişiler, ufacık sorunları bile ağrı olarak algılayabiliyor.


Stresi yönetmek adına, bir strateji geliştirmek istersek bunun adına F-D-K diyebiliriz.



F: Farkındalık / Neler bende strese yol açıyor? Nasıl tepki gösteriyorum?

D: Denge / Negatif ve pozitif stres arasındaki denge / Negatif olmadan nasıl önüne geçebilirim?

K: Kontrol / Nasıl kontrol edebilirim? Ne yapsam çok daha mutlu, başarılı olabilirim?


Hayal kırıklıkları, başarısızlıklar ve üzüntüler sadece bize veya yakın çevremizdeki sevdiklerimize düşen parçalar değil. Dünya üzerindeki tüm canlılar, yaşamın doğal birer parçası olarak strese neden olan bu tip olayları yaşıyor ve yaşayacak da. Asıl önemli olan, stresimizin en yoğun olduğu dönemlerde yani gökyüzünün en karanlık zamanlarında bile, bulutların birgün dağılacağını ve güneşin gülümseten yüzüyle ortaya çıkacağını hesaba katmaktır. Zamanı daha iyi yönetmekle ilgili sadece niyetimizi değil, hareket planlarımızı da ortaya koymalı ve onları adım adım uygulamalıyız.


Hem bu yıl içinde, hem de sonraki yıllarda, “daha iyi yaşamak” adına, kendinize daima açık davranın ve küçük, büyük demeden inandığınız, inanacağınız hedeflerinizin peşinde olun. Size en çok stres yaratan, özellikle de ‘negatif stres’ yaratan faktörleri analiz edip, gelecek günlerde nasıl adım adım ‘stresi azaltabilirim’ diye düşünün.


Christopher Morley’in çok güzel bir sözü var:


Bu hayatta tek bir başarı vardır, o da istediğin gibi yaşamaktır.


Sahi, siz gerçekten neler bekliyorsunuz bu hayattan? Bunun üzerine her yeni günde daha çok düşündükçe, yani siz iyi yaşamayı amaçladıkça stresinizi de yaşam önceliklerinizi de daha iyi yöneteceksiniz.


Stres sizi değil de siz stresinizi yönetmeye başladıkça daha iyi, daha mutlu olmaya doğru yelken açacaksınız; bir diğer deyişle istediğiniz gibi yaşayacaksınız.

İçeriklerimizi herkesten önce okumak için e-posta adresinizi bırakın!

Çalıştığınız firmadaki pozisyonunuz nedir?

İçeriklerimizi herkesten önce
okumak için e-posta adresinizi bırakın!

Çalıştığınız firmadaki pozisyonunuz nedir?