Kişisel Gelişim

Yoğun iş hayatında bireylerin sağlıklı yaşamalarına ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayan ipuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yola Çıkmak

Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu Mehmet Özel’in “Yola Çıkmak” yazısı

Son zamanların en anlamlı kavramlarından birisi olan “Duygusal Zeka” kavramının fikir babası ve kitabının yazarı Daniel Goleman, odaklanmasını iyi bilen insanların üç temel başlıkta oldukça başarılı olduklarını söyler:
Dikkat dağıtıcılara rağmen yaptığı işe odaklanan insanlar, sezgilerini keskinleştirir, irade güçlerini geliştirir, dayanıklılık (resillience) seviyelerini artırır.

Odaklanma becerisini geliştiren insanlar, bu yetkinliklerini insan ilişkilerinde de kullanırlar. Daha empatik ve daha sağlıklı ilişkiler kurarlar.Bunların yanı sıra bütün dünyada olup bitenlere odaklanarak (değerlerden uzaklaşmadan) farklı fırsatlardan yararlanmasını bilirler.

Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanında verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi, Koç Ailesi üyelerinin ve konukların katıldığı törende açıklandı. Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu; Prof. Dr. İpek Gürkaynak’ın başkanlığını yaptığı Seçici Kurul’un önerdiği üç aday arasından, 17. Vehbi Koç Ödülü’ne, eğitim alanındaki birbirinden başarılı çalışmaları ile Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’i layık gördü.

Yılmaz Büyükerşen, bu anlamlı ödülü “hayatının en büyük aferini” olarak tanımlarken, teşekkür konuşmasını şöyle tamamladı:

“Her uyandığım günü, yeni bir maceranın başlangıcı olarak görüyorum. Kendimi Atatürk’e, onun ilkelerine, Cumhuriyet’e ve bu topluma çok borçlu hissediyorum. Hem de öyle bir borç ki, ömür boyu bitmiyor.”

Konuşmasını defalarca dinlediğim halde, şu bölüm benim dikkatimi en çok çeken sözlerden oluşuyordu:

“Uyandığımız her bir günü, yeni bir maceranın başlangıcı olarak görmek ve bu sırada öyle hissettiğin borçları ödemeyi bir türlü bitirememek.”

Yepyeni bir yıl daha yani 2018 de böylesine hızlı bir şekilde geçerken, siz uyandığınız her bir güne umut adına, bilgi adına, öğrenme adına, ilerleme adına kendinizden doğru neler katarak başlıyorsunuz?

Odağımız ve enerjimiz nerede ise, hayatlarımız da orada gelişiyor ve güzelleşiyor. Hele hele, bir de kendinizi insana ve topluma borçlu hissedip, ödemeler yapsanız da böylesine anlamlı bir borcun kolaylıkla bitmeyeceğine inanıyorsanız. İşte o zaman, neye ve neden odaklanacağınızı bulup alışkanlıklar uykusundan kurtulup, her güne uyanmayı yeni bir alışkanlık olarak kendinize katıveriyorsunuz.

Varlığıyla fark yaratmaya çalışan insan, aslında hep hiçliğine ulaşmaya çalışan oluyor. Buna ulaşmaya çalışırken de tıpkı Yılmaz Hoca’nın yaptığı gibi engin bir tevazu ile hareket ediyor. Ne olursa olsun, uyandığı her bir sabaha, inandığı değerleri ve peşinden koştuğu hayalleri katmayı bıkmadan usanmadan önemseyen insan “yaşarken izler bırakmayı” başaran oluyor.

Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var:
“Yola çıkınca, yol kaybolur.”

Yaptıklarına aklı ve gönlüyle odaklanabilen insanlar, geçmişin kaygılarından da gelecek endişelerinden de sıyrılıp yaşadıkları her bir ana odaklanmayı başardıkları için hem başarılı hem de mutlu oluyor. Alın terinin yanına, akıl terini ve gönül terini koyanlar, iyi yaşamayı en anlamlı, en umut dolu eylem olarak görmeye başlıyor.

Kendiniz, içinde olduğunuz toplum ve bu dünya için “daha iyi bir yaşam” adına gerçekten nasıl biri olmak istiyorsunuz?
Siz “hayatınızın en büyük aferinini” ne yaparsanız duyacaksınız?
Kendinizi borçla değil ama büyük bir sorumlulukla ne zaman ödüllendiriyor olacaksınız?

Bu dünyada doğru insanı bulmak önemli de asıl doğru insan olmak artık çok daha önemli. Sırf bu yüzden, döktüğümüz beton toprağın altında kalacak olsa da emek verdiğimiz onca şey hiç duyulmayacak olsa da güzel olmalı hem de çok güzel. Bir şeyleri iyi yapmak kazandıklarımızla değil her şeyden önce değerlerimiz ve karakterimizle ilgilidir.

Daha iyi yaşamak için o meşhur konfor alanlarımızdan kurtulup “daha iyi yaşamaya ihtiyaç duymak” çok önemli. Vehbi Koç Ödülü benzeri çok anlamlı ödülleri hak etmek içinse her yeni sabahta daha çok uyanmak, kendimizi ve çevremizi daha çok uyandırmak gerek. Sırf bu yüzden, bazen kendimizden gitmek bazen de kendimize gitmek en anlamlı yolculuğumuz haline gelecek.

Hadi, biraz uyanıp yola çıkın, yol da kaybolsun siz de. Yolu gözümüze kestirdiğimizde, ödüller vakıf veya başka bir yerden değil, bizzat çok güzel, çok anlamlı bir yaşamın içinden bize doğru gelecek.