Kişisel Gelişim

Yoğun iş hayatında bireylerin sağlıklı yaşamalarına ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayan ipuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yenilenmeye Var Mısın?

Kız kardeşim Işık ile telefonda uzun uzun konuştuktan sonra, daha yeni kapatmıştım ki, hemen arkasından yine kendisinin mesajı ulaştı :

Yenilenmeye Var Mısın?


Mehmet Yıldırım Özel, Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu
Kızkardeşim Işık ile telefonda uzun uzun konuştuktan sonra, daha yeni kapatmıştım ki, hemen arkasından yine kendisinin mesajı ulaştı :


“Bu konuda tıpkı annem gibiyim değil mi? Senden, bana bir koç olarak yardım etmeni, yön vermeni bekliyorum..”


Tam kırkyedi yıldır ağabeyi olmaktan çok mutlu olduğum Işık a, bir insan, bir koç olarak çokça yardım edebilirdim, ancak onun kendinden doğru, keşfedebileceği nice yollar varken, kardeşim de olsa bir yetişkine yön vermeyi doğru bulmuyordum. Bununla birlikte, kardeşimin geçmişe yönelik böyle bir tespitte bulunması oldukça ilgimi çekmişti. Çünkü, özellikle son zamanlarda birlikte, fırsat buldukça, çocuklukta yaşadıklarımız üzerine konuşuyor ve kişiler, olaylar üzerine konuştukça da kah hüzünleniyor kah gülüyorduk...


“Keşke, bu tip konuşmaları daha sık, hatta kendi kendimize yapabilsek” diye düşündüm, bazı şeyleri adım adım daha sağduyulu bir süzgeçten geçirmeye başladığım süreçte... sonrada bir “Z raporu” almak geldi aklıma, arasıra olsa da....hani, bazı akşamlarda alışveriş yaptığımız zaman, “kusura bakmayın, şimdi günsonu Z raporunu aldım, fişi daha sonra versem” diye duyduğumuza ismen benzeyen cismen biraz farklılık gösteren bir rapor....


Günlük, haftalık, aylık ve yıllık dilimlerde neler yaptığımızı, yapamadığımızı, ertelediğimizi gösterecek bir Z hatta detaylı olabileceğini düşünürsek bir “XYZ raporu”...Neleri yapmaya başladık veya bitirdik? Kasanın bazı zamanlarda yaptığı “zararına satışlar” gibi neleri es geçtik? Kasanın alt satırlarında yer alan KDV oranı ve karşılığı tutardan yola çıkıp, nasıl bir “Katma Değer” yaratmışız, kattıklarımız ve yaptıklarımız bazında?


“Bildiğin gibi” demekten biraz da olsa vazgeçip, öylesine sevdiğimiz “konfor alanlarımızı” bayağı bir terk edip, her şeyden önce kendimizi heyecanlandıracak, umutlandıracak, daha iyi olmamızı sağlayacak adımları atabiliriz.


Gerek yıl sonlarında gerekse de yılbaşlarında, XYZ raporumu gözden geçirirken, bundan sonra daha çok bakacağım başlıklardan birisi de “değer yaratmak” ve bunu biraz daha arttırabilmek olacak. Hem kendim hem de yaşam boyu, az veya çok birşeyler paylaşma şansı bulduğum insanlar adına...


Sahi, neler var şöyle bir iyice baktığınızda kendinize ait en güncel XYZ raporunuzda? Ve bir sonraki rapora kadar ne tip değişimler hayal ediyorsunuz, planlıyorsunuz “çok daha fazla değer yaratmak” yolculuğunda?


Zamanı biraz daha çok hayata, yaptıklarınızı biraz daha çok anlama çevirmek adına aklınızdan geçen en öenmli adımlar neler?


Tıpkı, Yılmaz Erdoğan’ın farklı oyunlar sonrasında seyircilerine yönelttiği “Çok Güzel Hareketler Bunlar diyenler” sorusu benzeri neler olursa, yaşantımız boyunca, dönüp içtenlikle baktığımızda kendimizce “ÇGH” demeyi becerebiliriz? Başka bir deyişle, kim olursa olsun, başkalarını suçlamayı birazcık bırakıp, kendi yolcuğumuz boyunca, hak edeceğimiz alkışları herkesten önce, biz kendimize gönderebiliriz...


Wimbledon’ın ilk zenci şampiyonu efsanevi tenisçi Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı AIDS virüsü nedeniyle ölüm döşeğindedir. Dünyanın çok farklı köşelerinden, hayranlarından nektuplar gelir...birisinde de şöyle sorar :

“Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?”



Arthur Ashe cevap verir:
“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenişçi olur, 50 bini yarşmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kadar kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya “neden ben?” diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken Tanrı’ya nasıl “neden ben” diye sorabilirim.


Mutluluk insanı tatlı yapar, başarı ışıltılı. Zorluklar ise güçlü… Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazi… Tanrı’ya asla “Neden ben?” diye sormayın. Herşey kendi iyiliğiniz için olur…yeter ki inancınızı koruyun...”


Evet, “Neden ben?” diye sormayabiliriz....bunun yanında, son zamanlarda “neler / nasıl yaptım ben?” diye daha sık sorup, yetişkince değerlendirmelerizin bize anlattığına gitgide daha çok özen gösterebiliriz...bunu da, gelecekteki raporlarımıza baz olarak “neler yapabiliyormuşum ben” diye, yaşamlarımız boyu daha ne farklar yaratabiliriz?


Nefes aldığımız zamanlar boyunca, küçük veya büyük çok farklı izler bırakabiliriz. Kendimiz, sevdiğimiz, birlikte çalıştığımız ve temsil ettiğimiz markalar adına...Bundan sonraki XYZ raporlarımızda, kendimiz ve çevremiz için yaratacağımız çok farklı etkiler için daha istekli ve daha yapıcı olduğumuz sürece...bir bakın, yakın veya uzak çevrenize, böyle davranan, kişisel etkisini ve değerini, kendine inanarak, arttıran kişi sayısı günümüzde az mı çok mu?


Vilfredo Pareto da, yıllar önce oluşturduğu 80/20 ilkesini kısaca şöyle özetliyor :

“Az olan değerlidir...”


İçimizde, çok farklı güzellikler ve bundan sonraki dönem raporlarımıza katabileceğimiz çok önemli “katma değerler” varken, neden gitgide daha azı veya sadece alışageldiklerimiz ile yetinelim ki?


Hayat değerli, hayatın içinde bizler anladığımız, anlattığımız, güzel anıları ve anlamları çoğalttığımız kadar değerliyiz. 2017 sıradan bir sene daha mı olacak yoksa yaptıklarınızla çok daha güçlü bir anlam mı kazanacak, bunu da söylemlerimizle değil ancak birbirini besleyen eylemlerimizle belli edebiliriz.


İşte o zaman “ÇGH” deme şansımız da, Z raporumuzun bize anlattıkları da bambaşka bir güzellik ve değer kazanacak.


İyi yaşamak istiyorsan, aylık da yıllık da Z raporların birbirinden değerli ve anlamlı olacak. Her şeyin gitgide zorlaştığı böyle bir dünya düzeninde, iyi yaşamak sabah – akşam derdin, davan olacak.

İçeriklerimizi herkesten önce okumak için e-posta adresinizi bırakın!

Çalıştığınız firmadaki pozisyonunuz nedir?

İçeriklerimizi herkesten önce
okumak için e-posta adresinizi bırakın!

Çalıştığınız firmadaki pozisyonunuz nedir?